The Best bookmaker bet365 Bonus

Дървен материал от www.emsien3.com

Yazdır

Farklı Konuları Farklı Sözlerden Dinlemeye Ne Dersiniz?

1- İslamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez! Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar!. Sen vazifeni yap, vazife-i ilahiye karışma.. Akla kapı aç, iradeyi elden alma!..

2- Harici tehlike varken dahili adaveti bırakmak gerek.. Her dediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu demek doğru değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur!.

3- Adalet ile zulüm karşılıklı iki yol gibidirler. Birine yönünü dönen ötekine arkasını çevirmiş olur. Siz adalet yolunda ilerleyin ki, zulüm arkanızda kalıp sizden uzaklaşsın.

4- Bir kimse kendini çok akıllı bilir de, kimse ile istişare etmezse, en akılsızların dahi yapmayacağı yanlışı yapar, utanacağı işleri işlemekten kendini kurtaramaz.

5- Bir kimse de kendini çok akıllı bilmez de çevresiyle istişareye ihtiyaç duyarsa, Allah ona akıllıların dahi akıl edemeyeceği iyilikleri ilham eder, en doğru kararı almaya muvaffak kılar.

Bundan dolayı, ‘Bin bilsen dahi bir bilene danış’ denmiştir.
Yazdır

Atatürk Kur’an’ı neden Türkçeye Çevirtmişti?

1970’lerin sonunda kitap sevdamın filizlenmiş, o kitapçı senin, bu kitapçı benim, saatlerim artık bu yeni irfan tapınaklarının rafları önünde geçer olmuştu.

Bursa’da Ulucami’nin köşesinde MTTB’nin kitabevinden tutun da ciltçi Cavit Çemrek’in üst katı eski kitaplarla dolu dükkânına kadar süren turlarımda kitabiyat bilgilerimin temeli atılmaktaydı.

Rahmetli Cavit Çemrek’in dükkânında geçirdiğim saatlerde Osmanlıca bir Kur’an tercümesine rastlamıştım. Adı “Nûru’l-Beyân”, yazarı da Şeyh Muhsin-i Fânî (Hüseyin Kâzım Kadri’nin takma adı). Cumhuriyet devrinin bu ilk meal-tefsir denemesi zamanında yoğun eleştirilere uğramış, hatta “Sebilürreşad” dergisi şiddetli hücumlarda bulunmuştur.

Mesela daha ilk ayetin ilk kelimesinde hata yapılmıştır. “Kâffe-i hamd Rabbu’l-âlemîne mahsustur” şeklindeki çeviride “kâffe” kelimesi ‘istiğrakı’, yani başına geldiği cins ismin eksiksiz bütününü ifade etmez, halbuki ayette istisnasız bütün hamdin Allah’a mahsus olduğu kastedilmektedir.

Dakika bir, gol bir hesabı. Nitekim eleştiriler yüzünden bu tercüme bir daha basılamadı. Aynı yıl yeni bir çeviri yayımlandı. Üzerinde Cemil Said (Dikel) imzası olan bu sözde Kur’an tercümesi ise gerçekte bir çevirinin çevirisiydi. 1840’ta Fransızcaya Albert Kazimirski’nin çevirdiği Kur’an tercümesi bu defa Türkçeye kazandırılıyor ve bu da dinde reform taraftarlarının ekmeğine lezzetli bir yağ sürüyordu. Cumhuriyetin ilk yılında Kur’an tercümelerinin birbiri ardınca geliyor olması hayra alamet miydi? Fakat bu çeviri de hücuma uğramaktan kurtulamadı. Mehmed Akif’in damadı Ömer Rıza (Doğrul) ile sonradan Diyanet İşleri Başkanı olacak Ahmed Hamdi (Akseki) tarafından yöneltilen sert eleştirilere tatminkâr cevaplar verilemedi ama anlaşılan, niyet farklıydı. Nitekim 1923 yazında Mustafa Kemal ile görüşmelerinde sık sık Kur’an’ı Türkçeye çevirteceğine dair fikirler duyduğunu bizzat Kâzım Karabekir anlatmaktadır.

Online bookmaker Romenia bet365